Senenin son zilinin ardından çocuk ve aile

Psikolog ve aile danışmanı Özge Öztaşçı yazdı...

Zaman geldi çattı! Biz yetişkinlerin artık unuttuğu bir duyguyu yarın çocuklarımız yaşayacak. Tüm bir öğrenim yılı boyunca gösterdikleri performansın, emeklerinin karşılığını yarın alacaklar. Bazısı rahat kendinden emin uyuyacak bu gece; bazısının ise belki de gözüne uyku girmeyecek. Peki biz veliler ne yapmalıyız, karne karşısında nasıl bir tavır sergilemeliyiz?

Öncelikle unutmamamız gereken en önemli şey; ister iyi olsun ister kötü o karne bizim değil çocuğumuzun. Maalesef velilerin en çok yanlışa düştüğü konulardan biri bu tutum. İyi karneyi kendi başarımız, kötü karneyi ise çocuğumuzun başarısızlığı olarak görme eğilimindeyiz. Bu durum çocuğumuza yanlış mesajlar vermekte.

İlk önce kötü karne getirmiş bir çocuğu ele alalım. Çocuk karnesinden dolayı büyük bir stres yaşıyor ve yüzleşmekten korkuyor. Ailesi karne karşısında çocuğa bağırarak tepki gösteriyor ve cezalandırıyor. Bu durumda çocuğun geliştireceği duygu “ben değersizim” olur. Bu duyguya sahip çocuklar giderek öz güvenleri zayıf, bir işe başlama ve ilerletme konusunda isteksiz, pasif- agresif bireylere dönüşürler. Peki çocuğumuz zayıfları olan bir karne getirdiğinde ne yapalım?

Öncelikle kendimizi dürüstçe gözden geçirelim. Bir sene boyunca çocuğuma nasıl yaklaşımlarda bulunduk ve bu durum ona nasıl yansıdı bunu düşünelim. Sonra çocuğumuzu sakince karşımıza alıp; ONU HER NE OLURSA OLSUN SEVDİĞİMİZİ VE DEĞER VERDİĞİMİZİ SÖYLEYELİM.

Sonra neleri eksik yaptığını ve neleri düzeltebileceğini düşünmesini isteyelim, ebeveynleri olarak yardımcı olabilmek adına neler yapabiliriz soralım. Bu tarz bir tepkiyle karşılaşan çocuk karnenin sorumluluğunu ve dolaylı olarak da davranışlarının sorumluluğunu almayı öğrenecektir. Böylelikle ilerde sorumluluk sahibi ve kendine güvenen bir birey olmasının önünü açmış oluruz.

Şimdi de iyi karne getirmiş çocuğu ele alalım. Ebeveynlerimizin aslında iyi niyetle yaptığı fakat farkında olmadan kötü sonuçlar doğuran davranışlarından biri “sonsuz övme”dir. İyi karne ve hatta iyi davranışlar karşısında çocuklarına sergiledikleri bu davranış çocuklara çok yanlış mesajlar vermektedir. Örneğin; “aslan, kaplan evladım, yaa kimin çocuğu, çocuğuma bak neler yapmış yine”
tarzı tepkiler çocukların başarılarını kendilerinden önemli görmesine neden olur. Bunun sonucu olarak da farkında olmadan; başarı olmadan kendini yetersiz gören, kendini bir birey olarak değerli görmeyen, sürekli başarı odaklı mutsuz çocuklar yetiştirmiş oluruz. Bireyi başarıyla bir gören tepkiler yerine sadece başarıyı ve emeği öven tepkiler vermeliyiz. “Aferin evladım, tüm sene
çalışmanın, emeklerinin karşılığını aldın; bunu kutlayalım” tarzı bir tepki çok daha olumlu olacaktır.

Sonucun hiçbir koşulda çocuklarımızdan önemli olmadığını unutmayalım ve çocuklarımızla geçireceğimiz tatil zamanının keyfini çıkaralım.