Yaşlanmadan yaş alabilirsiniz

Yaşlanmanın izlerini taşımak zorunda değilsiniz!

Hepimizin ortak kaderi “yaşlanmak”. Ancak bu kaderi sadece yaş almaya çevirmek elimizde.  Peki nasıl? Fizyolojik sebeplerin üzerine serbest radikaller, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni gibi faktörlerle birleşince yaşlanmanın yani yaş almanın görünür izleri ortaya çıkıyor.  Doğru analizle hazırlanacak size uygun protokolle bunun önüne geçmeye, taze, canlı ve her zaman ışıltılı, iyi görünen, zamansız bir cilde sahip olabilirsiniz.
Bizim kırklara doğru yüzümüzde net bir şekilde görmeye başladığımız ince kırışıklıklar, sarkmaların, artan nemsizliklerin, kurulukların aslında oluşumu otuzların başında yavaş yavaş başlıyor. Fizyolojik sebeplerin en başında ise kolajen kaybı yer alıyor. Çünkü cildin yapı taşı olan kolajeni vücut 27 yaşına kadar üretiyor, 30 yaşından sonra kolajen kaybı başlıyor ve her yıl %1 oranında azalmaya devam ediyor. Kolajen miktarı azaldıkça da ciltte kelebek etkisi olarak nitelendirebileceğimiz zincirleme tahribatlar da başlamış oluyor. Ancak sadece kolajen kaybı değil, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni, hormonal değişimler, yaş almanın, yaşlanmanın görünür izlerini etkileyen, tetikleyen faktörler…
İlk yaş alma belirtileri, ciltte hacim kaybı, ince çizgilenmeler ve kırışıklıklar, yüz ovalinin bozulması ve sarkmalar olarak ortaya çıkar….
 
Tüm etkiler ve ciltteki kolajen miktarının azalması ile birlikte özellikle yüzümüzde hacim kaybı başlar. Göz çevresinde, yanaklarda, dudaklarda bu kaybı görmek mümkün. Yapılan araştırmaların sonucunda Türk kadınlarının yaşlanmaya göz çevresinden başladığı ortaya konmuştur. Otuzlu yaşların sonuna doğru yüz oval şeklini kaybetmeye, düzleşmeye ve köşeli bir görünüm almaya başlar. Ciltteki hacim kaybı sarkmaları da tetikler. Yüz ovalindeki sarkmalar ve hacim kaybı aslında birbiriyle oldukça ilişkilidir. Bununla birlikte ince çizgiler ve kırışıklıklar önce göz çevresinde, dudak kenarlarında (barkod çizgileri) gözle görünür bir hal alır. Yaş ilerledikçe de lekelenmeler artar, çizgiler derinleşmeye başlar, hacim kaybı netleşir… Yüzümüzle birlikte gıdı ve dekolte bölgelerimizde de yaş almanın izleri görünmeye başlar...
Peki ne yapmalıyız?  Yazımda taze, canlı, ışıl ışıl parlayan, pürüzsüz görünen, zamansız bir cilde sahip olmak için farklı yaş guruplarında neler yapılabileceğini yazdım.
 
Keyifli okumalar dilerim…

Eğer otuzlu yaşlarda iseniz

Göz çevresindeki kaz ayağında oluşan ince çizgilere botoks, cilt kuruluğu için vitamin enjeksiyonları, nem aşıları, mezoterapi, dermapen ile lazerle leke ve akne izi iyileştirmesi bu yaş grubunda en çok yapılan uygulamalar. Bunun yanı sıra isteğe bağlı hyaluronik asit bazlı dolgularla dudak şekillendirme ve dudaklara hacim kazandırma da danışanlarımıza yaptığımız işlemlerden biri. Yeni jenerasyon bakımlarla cildi desteklemek, cilt temizliğini sağlamak ve bunu evde de devam ettirmek önemlidir.  Ve yine otuzlu yaşların sonunda V lift olarak nitelendirdiğimiz, kombin olarak masseter kasa yapılan botoks, çene ucu ve elmacık kemiklerine yapılan hyaluronik asit bazlı dolgu uygulamalarıyla köşeli bir görünüm almaya başlayan yüz ovalini tekrar oluşturabiliyoruz. Eğer ciltte sarkmalar oluşmaya başlamışsa odaklı radyofrekans, ultrason dalgaları ile çalışan cihazlı uygulamaları da danışanlarımıza uygulayabiliyoruz. Yine cilt canlandırmada, leke ve akne lekeleri için thulium lazer teknolojilerinde de bu yaş aralığında faydalanabiliyoruz.

Eğer kırklı yaşlarda iseniz…

Botoks tek başına cildi desteklemeye yetmeyebilir, amaca yönelik özel olarak geliştirilen hyaluronik asit bazlı dolgular, cildi desteklemekte, şekillendirmekte fayda sağlayacaktır. Thulium lazer, odaklanmış radyofrekans ve fokus ultrason ile çalışan cihazlarla kolajen üretiminin artması, cildin sıkılaşıp, elastikiyetinin artması varsa leke ve akne izlerinin silinmesi için destek alıyoruz. Yine vitamin enjeksiyonları, nem aşılarıyla da bu yaş aralığında da cilt derinden nemlendirilmeye devam edilir. Yüz bölgesinin yanı sıra dekolte ve boyun bölgelerinin de desteğe ihtiyacı başlar. Yine aynı bakımlar ve uygulamalar bu bölgelere de uygulanır. Bazı danışanlarımıza bunlara ilave olarak ip uygulamaları da öneriyor ve uyguluyoruz.  Gençlik aşısı olarak bilinen Somon DNA’sı da bu yaş grubunda cildi destekler, ciltte gençlik ve canlandırma etkisi yaratır. Ve yine cilt bakımları da düzenli olarak bu yaş gurubunda gerekli serumlarla desteklenerek danışanlarımıza uygulanır. V lift uygulamaları bu yaş döneminde de gerekli görülen kişilere uygulanır. Yeni nesil cilt bakımlarıyla da cildin canlı, tazelenmiş görünmesi için cildi destekliyoruz.

Eğer ellli yaşlarda iseniz…

Bu yaş döneminde tüm yaş alma belirtilerinin üzerine menopozun etkisi de görülmeye başlanır ve cilt canlılığını hızla kaybeder. Ciltteki kırışıklıklar artar, derinleşir, cilt matlaşır ve soluk bir renk alır. Yine yerçekimi ve hacim kaybıyla birlikte sarkmalar iyice rahatsız eder hale gelir, lekeler de artma görülür. Yüz, boyun, dekolte ve gıdı bölgesindeki sarkmalar için ip askı yöntemi, thulium lazer, radyofrekans ve focus ultrason cihazlı uygulamalarla cildi tazeleyip, canlandırmaya, hacim kayıpları ve köşeleşen yüz ovalinin oluşturulmasında hyaluronik asit ve botoks uygulamaları da danışanlarımıza uyguluyoruz. Yine botoks derinleşen kırışıklıkların iyileştirilmesinde göz çevresi, alın, kaş arası, gerektiği takdirde dudak çevresindeki dikey olarak oluşan ve derinleşen barkod çizgilerine uygulanır. Kolajen kaybına bağlı hacmini kaybeden dudaklara hyaluronik asit bazlı dolgularla istenen hacim ve görünüm kazandırılır. Yine bu dönemde de cilt bakımını ihmal etmeyerek kombin bakım ve terapilerle de cildi tazeleyip, canlandırıp, yenilemeye devam ediyoruz.